|
ILISU’YA DEVAM-Eylül 2006
Geçenlerde üyesi olduğum bir foruma
gelen mesajı okudum. Mesajda Ilusu
Barajına karşına karşı bir tavır
konuluyor ve “Hasankeyf’e sadakat” adı
altında bir imza kampanyası
başlatılıyordu. Bunun üzerine kaleme
aldığım ve forma gönderdiğim yazıyı
aynen sizlerle paylaşıyorum.
“Sevgili TBD üyeleri,
Anadolu’da bir Üniversitede öğretim
elemanıyım. Aynı zamanda TBD üyesiyim ve
TBD’nin ülkenin teknolojik gelişmesine
önemli bir katkı koyduğunu
düşünenlerdenim. TBD’nin kongrelerine
katılıyorum, konumla ilgili bilişim
teknolojisindeki gelişmeleri yakından
izleme fırsatını buluyorum ve bundan da
büyük zevk alıyorum. Ve TBD- forum
adresine gelen e-postaları mümkün
olduğunda okumaya özen gösteriyorum.
Tatilde olmam nedeniyle uzun süre
bakamadığım bu mesajlar arasında bir
tanesi, ilgimi çekti. İçeriğini biraz
detaylı öğrenince üzüldüm ve bir süre
sonrada bu mesajı yazma ihtiyacını
duydum. Amacım, konuyla ilgili bir
polemik yaratmak değildir. İkinci kez bu
konuda yazmayacağım. Yalnızca konuya
yakın biri olarak açıklama yapma
ihtiyacını duydum ve birazda uyarıda
bulunmanın faydalı olacağını
düşünüyorum.
“Hasankeyf’e Sadakat” başlığı altında
kaleme alınan bu bildiri ile tarihe,
kültüre ve doğaya önem verilmesi
gerektiği ifade edilerek Ilısu barajı
göl alanı altında kalacak Hasankeyf ‘le
ilgili bir kampanyanın başlatıldığı ve
bu amaçla aralarında Avusturya, Almanya,
İsviçre ve Türkiye Başbakanlarının da
bulunduğu bir grup üst düzey insana
mesaj çekilerek, projeden vazgeçilmesi
gibi talepte bulunulmasının gerekliliği
anlatılıyordu.
Değerli arkadaşlarım,
Ben, tarihi ve kültürel varlıkların
mutlak surette korunması gerektiğine
inananlardan biriyim. Öğrencilerim
bilir, derslerimde bu konuyu özellikle
vurgular ve çevre ile uyumunun fevkale
önemli olduğunu ifade ederim. Ancak bu
bölge ve dolayısıyla bu proje farklı.Bu
bölgeyi iyi bilenlerden, ekonomik ve
sosyal ne tür problemlerinin olduğunu da
bizzat görebilenlerden biriyim. Bölgede
yaşayan insanların temel sorunu
yoksulluk. Barajın yapıldığı bölgelerde
(Dargeçit, Eruh, Hasankeyf ve Güçlükonak
gibi ilçelerde) milli gelir, bugün
Afrika’da açlık çeken Etopya, Somali
gibi ülkelerin seviyesinde. Bölgedeki
fiziki faktörler,çok sert. Genç nüfus
fazla. Yetişen genç nüfusa iş yok. Bir
de terör illeti var.
Bölge için bu sorunların çözümü, bölgeye
yatırım yapmaktan geçiyor. Elbette
kültürel değerlerimizi ve 11000 yıllık
tarihsel mirasımızı koruyalım,
arkeolojik varlıklarımıza sahip çıkalım.
Ancak bunları yapalım derken, her şeyin
merkezinde olması gereken insanı
unutmayalım. Bir aydın olarak temel
sorumluluklarımızdan biri, insanımızın
refah ve huzur içinde yaşamasını ve
asgari bir yaşam standardına kavuşmasını
sağlamaktır. Eğer bu sorumluğu
unutursak, korkarım bir süre sonra
korumaya çalıştığımız değerleri de
görememenin ezikliğini yaşayabiliriz. Bu
nedenledir ki; bölgeye yatırım yapılması
gereklidir. Yapılması düşünülen barajda
bu tür yatırımların bir parçasıdır.
Bölgeye yalnızca barajın yapılması
yeterli değildir. Yalnızca elektrik
enerjisi üretmek amacıyla inşa edilecek
barajın bölgenin kalkınmasında tek
başına yeterli olamayacağı, kesin bir
doğrudur. Bu projeye bölgenin topyekün
kalkınması için bir sosyo-ekonomik boyut
kazandırılması gerekir. “Bu yapılar
70-75 yıl için değil de, 200-300 yıl
ekonomik ömürle yapılması gerekir, bu
tür su ve toprak kaynaklı projelere
bizden sonra gelecek nesillerin daha çok
ihtiyacı olacaktır. Bu yapılar, mutlak
surette iyi mühendislik hizmeti
almalıdır” diye düşünürseniz, sizinle
hem fikirim.
Ben, aynı zamanda bir sivil toplum
örgütünün de başkanlığını yapıyorum. Su
ve toprak kaynaklarımızın doğru
kullanılması gerektiği noktasındaki
düşüncelerimizi sürekli açıklıyoruz ve
kamuoyu oluşturmaya çalışıyoruz. Eğer
www.barajguvenli.org/basyazi.htm
adresine girer ve Ilısu barajı ile
ilgili hazırladığımız üç ayrı yazıyı da
okursanız (üçünü birlikte okuyunuz
lütfen), bu amaçla neler yapılmasının
gerektiğini göreceksiniz. Ancak bu
ülkeyi Alman Federal Cumhuriyeti
Başbakanına, Avusturya Cumhuriyet
Başkanına ve İsviçre Konfederasyonu
Başbakanına şikayet etmenin ve kredi
kuruluşlarını etkilemeye çalışmanın
doğru olmadığını düşünüyorum. Onlar, siz
talep ettiğiniz için değil, kendi uzun
vadeli hedefleri için konuyla
ilgilenebilirler. Bu da, bugün bize hoş
gelebilir.
O insanların güncel taleplerinin ne
olduğunun doğru tespit edilmesi gerekir.
Bölgedeki gelişmelerin sosyolojik
boyutunu ihmal ederek çözüm üretmenin
doğru olmadığı kanısındayım. Projenin
merkezinde elektrik enerjisi üretmek
değil, insanın olduğunu düşünürsek, çok
daha rasyonel çözümlere ulaşırız. Bu
durum, projeye hem taraf hem de muhalif
olanlar tarafından önemle dikkate
alınmalıdır.
Hepinize en derin sevgilerimle.”
Bu mesaj üzerine ülkenin aklıselim
aydınlarından çok olumlu tepki aldım.
“Hocam, bu düşünceleri daha geniş
platformlara taşıyın” yönünde tavsiyeler
oldu. Biz de ilk etapta bölge
milletvekillerine bu yazıları ilettik.
Bir ay geçti, çıt yok. Sanki sorun
onların sorunu değil !
Herkesin bayramını kutluyor, sağlık ve
mutluluklar diliyorum.
Prof. Dr. Hasan TOSUN
BGD Başkanı
|