ILISU BARAJI İLE İLGİLİ GÖRÜŞLER - III

Bu yazımızda Ilısu barajını tartışmaya devam edeceğimiz ve özellikle proje yönetim modeli ile ilgili görüşlerimizi açıklayamaya gayret göstereceğiz. Ancak geçen hafta konuyla ilgili bir gelişme oldu. Buna değinmeden geçemeyeceğim. Konuyla ilgili olarak Avusturya'da (ki finansör kuruluş bu ülkeden) bir toplantı oldu. Toplantıya konsorsiyumun uluslararası ortakları, Avusturya ve Almanya hükümet temsilcileri ile Yeşilbarış (Greenpeace) ve Dünya Vahşi Yaşam (WWF) örgütü gibi uluslararası çevre örgütleri katıldı. Bu toplantıya terör örgütlerinin yan kuruluşlarından da katılımların olduğu ifade ediliyor. Hazırlıklı olmakta fayda var. Gelişmeler çok can sıkıcı olabilir.

Bugüne kadar inşa ettiğimiz barajların hiçbiri, bu denli fakir insanların bulunduğu, bu denli zor fiziki faktöre sahip ve ülkemiz için ciddi bir tehdit oluşturan terör illetinin hayat bulduğu bir coğrafi bölgede inşa edilmemiştir. Ülkemizin hiçbir bölgesinde oransal olarak bu kadar büyük bir genç nüfus yoktur. Özetle terör örgütü büyük oranda bu bölgenin çocuklarını gasp ediyor ve diğer bölgelerde kullanıyor. Bu nedenle bu bölgede gerçekleştirilecek yatırımların çok hesaplı yapılması gerekmektedir. Baraj inşası ile bölgede 80000 kişiye iş imkanı doğacağını söylemek yeterli değildir ve bunun böyle olmadığı da konunun içinde olanlar tarafından çok iyi bilinir. Bölge için diğer bazı sosyal desteklerin oluşturulması gereklidir.

Gelelim projenin yönetim modeline. Bu proje nasıl yönetilmelidir sorusuna cevap arayalım. Bu zamana kadar yapılan uygulamalarda iki ayrı yönetim modeli denenmiş bulunmaktadır. Bunlardan birinci, Proje Müdürlüğü modeli'dir. Bu modelde baraj ve ilgili yapıları için mevcut bölge Müdürlüğüne bağlı bir birim oluşturulur ve yapılan çalışmalar bu birim marifeti ile kontrol edilmeye çalışılır. Bu modelin geçmişte uygulamaları vardır. Benzer iş hacmindeki Altınkaya barajı ile Özlüce barajı bu modelle yönetilmiştir. Halen inşa edilmekte olan Kiğı barajı yine bu modelle yönetilmektedir. İkinci model ise, projenin biz zati kendinin bir Bölge Müdürlüğüne dönüştürülerek, Ankara'ya bağlı olarak yönetilmesidir. Bu modelde, Bölge Müdürlüğü teşkilatı baraj mahallindedir ve tüm birimler oluşturularak baraj inşaatı yerinden ve sıkı bir şekilde kontrol edilmektedir. Daha önce inşa edilen Keban, Karakaya ve Atatürk barajları ile bu şekilde yönetilmiştir. Halen inşaatı devam Deriner barajı bu kapsamda yönetilmektedir.

Bölgede inşa edilecek su ve toprak kaynaklı projelerin yönetimi için yukarıda değinilen iki ayrı modelin yeterli olmayacağı kesindir. Bölgede ilgili projeleri yürütecek ayrı bir bölge Müdürlüğü oluşturulmalı, ancak bu teşkilatın yalnızca teknik değil, bölge insanını kucaklayacak şekilde sosyal ve kültürel konularda da teçhiz edilmesi gerekmektedir. Özel bir kanunla harcama yetkileri artırılmalı ve hızlı karar veren bir teşkilat halinde dönüştürülmelidir. Unutulmamalıdır ki; bu barajın tartışılır halden çıkartılabilmesinin temel yolu, bölge insanının bu projeye sahip çıkmasıdır. Bunun için inşa edilecek yapının yalnızca elektrik enerjisi üretimi amacıyla yapılmayacağı yönünde söylemlerle insanlar ikna edilmeli ve proje de bu yönde revizyona gidilmelidir.

Bu amaçla yapılması gereken önemli çalışmalar aşağıda ana başlıkları ile verilmektedir:

» Bölgeye hareket kazandıracak ve devletin bütün kurumlarıyla var olduğu yeni bir şehir kurmak lazım. Bu kampus şehri her türlü sosyal imkana sahip olmalı, ilköğretim okulu, lise gibi eğitim kurumları bulunmalıdır.
» Atatürk barajı uygulamasında olduğu gibi çıkartılacak yeni bir kanunla çalışanların özlük hakları düzeltilmeli ve gelir seviyeleri artırılmalıdır.
» Bu bölgede çalışacak müteahhitlerin bölge ile ilgili bir insan kaynakları birimi oluşturup, bölge insanını onure eden ve desteğini alan çalışmaları yapması gerekir.
» Proje, yeni kurulacak bir Bölge Müdürlüğü tarafından yönetilmelidir. Bölgede inşa edilecek Cizre barajı ve Kozluk ve Botan çayları üzerinde yer alan tüm projeler (Pervari, Narlı, Keskin, Bahçesaray, Hizan, Şirvan, Baykan I, Baykan II, Güzeldere I ve Güzeldere II gibi HES projeleri) bu Bölge Müdürlüğü marifeti ile yapılmalı ve kontrol edilmelidir. Bu müdürlüğe sosyal yönde yapılacak projelerin de uygulama inisiyatifi verilmelidir. Bu kurum, bir bölgesel kalkınma kurumu haline dönüştürülmelidir.
» Rantabilitesi düşük olsa da, bölgede yeni sulama projeleri geliştirilmelidir.
» Belli bir güven ortamı sağlandıktan sonra, bölgeye özgün desteklemeler yapılmalıdır (Hayvancılık, arıcılık gibi)
» Bölgede eğitim ve öğretimin seviyesinin yükseltilmesi için özel gayret göstermeli ve özgün projeler ile bölge genç nüfusunun ülke genelindeki başarı performansı yükseltilmelidir.

Aralarında kan davası olan iki aşiret arasındaki barış durup dururken sağlanmaz. Bu halde sağlansa da uzun sürmez. Ya herkesi mağdur eden bir büyük afetin oluşması ya da herkesi sevindiren bir olay yaşanması gereklidir. Böyle bir sevinci temel atmak suretiyle yaşadık. Bunu sürekli kılacak bir atılıma gerek vardır. Bu minvalde bir rüyamı sizinle paylaşayım: "Bu bölgede yer alan ve terör örgütünün insan kaynağı olarak gördüğü ihtiyaç sahibi 1000 öğrencimizi alarak önce bir yıl süreyle İstanbul, Ankara veya İzmir gibi illerimizde bir temel eğitime tabi tutmuşuz ve sonra yurt dışındaki bir kolejde orta öğretimlerini tamamlamalarını sağlamışız. Ve sonunda da bu öğrencilerimizin ülkemizdeki yükseköğretim kurumlarına kazandırmışız. Baraj bittiğinde bu insanlar ülkeye hizmet etmeye namzet pırıl pırıl genç doktor, mühendis, öğretmen ve iktisatçı olarak aramıza katılmışlar".

Türkçe konuşması bilmeyen ve tören sırasında kumanya kapmaya çalışan yalınayak ve başı kabak yanık yüzlü çocuğu, bölgeye hizmet etmeye çalışan genç bir aydın olarak görmek benim ve benim gibi düşünen insanların hayatında yaşabilecekleri en mutlu anlardan biri olacaktır. Proje toplam maliyeti dikkate alınırsa, bu amaçla harcanacak 30-40 milyon $ çok değildir. Bu, biz zati projeden sağlanabilir. Ben, şahsım ve üyesi bulunduğum sivil toplum örgüt ile bu değerin binde bir'ini (% 0.1) sağlayabileceğimi ve benim gibi en az 1000 duyarlı kişinin bulanabileceğini düşünüyorum. Bu ülke, bu yükün altından kalkabilecek kudrettedir.

Ilusu tartışılıyor. Geçmişte çok tartışıldı ve gelecekte de tartışılmaya devam edecek. Özellikle finansman modeli ile çevresel ve kültürel etkileri biraz da siyasi faktörlerin etkisiyle ön plana çıkartılmaya çalışılıyor. Konuyla ilgili hızlı gelişmelere hazırlıklı olalım. Bir üst düzey strateji planı geliştirip, alternatif finansman modellerinin araştırılmasında fayda vardır. Aslında bizim temel görevimiz bu barajın tartışılır olmaktan çıkartılması olmalıdır. Bu konuda çok konuşmaktan ziyade, istikrarlı hareket etmek gerekiyor.

Eğer izole bir kurum oluşturarak yalnızca işin kontrolünü yapmayı tercih ederseniz, terör örgütünün insani kaynaklarını artırır ve onu nemalandırırsınız. Bölgedeki vatandaşı gündüz tembel olmaya mahkum eder, gece de terör örgütünün inisiyatifine bırakırsınız. Terörle mücadele etmenin en önemli yolunun, bu projeye sahip çıkılması ve kapsamlı bir şekilde uygulanması olduğu bilinmelidir. Lütfen bu projeyi, bölgedeki vatandaşla kucaklaşmak için bir fırsat bilelim ve ne gerekiyorsa yapalım.

Bu baraj rezervuarın, bölgede huzurun sağlanmasına neden olabilecek bir barış gölü olacağını düşünüyorum Açılışa katılan bir davetli merasim sonrası "Ilısu Ilısu olalı böyle şölen görmemiştir" dedi. Şölenin daha büyüğünü, ölmez sağ olursak, en geç 5 Ağustos 2013 tarihinde aynı yerde yapacağız.

Baraj kretinde bölge insanımızla birlikte ve coşkuyla halay çekmeyi çok arzu ediyoruz.

Herkes için hayırlı olması dileğiyle.

Saygılarımla.

Prof. Dr. Hasan TOSUN
BGD Başkanı