|
ILISU BARAJI İLE İLGİLİ GÖRÜŞLER-II
Geçen yazımızda Ilısu barajının
temel atma törenine katıldığımız ifade
etmiş ve biraz da duygusal bir tema ile
izlenimlerimizi sizlere aktarmıştım. Bu
yazımda bölgenin sosyo-ekonomik
durumundan bahsedecek ve baraj ile
ilgili su ve toprak kaynaklı projelerin
bölge için ne kadar gerekli olduğunu
vurgulamaya çalışacağım.
Ilısu baraj gövdesi Mardin il sınırları
içinde, ancak göl alanı ise Şırnak,
Siirt ve Batman il sınırları içinde yer
alıyor. Rezervuarın son bölümü ise
Diyarbakır il sınırına da giriyor.
Başkent'ten Mardin'e 1000 km'yi aşan bir
uzaklığı uçakla 45-50 dakikada
ulaşıyorsunuz. Baraj yeri, Mardin'e 110
km uzaklıkta ve yol, 8-9 km'lik bir
bölümü hariç, düzgün. Ancak bu mesafeyi
3.5-4.0 saatte alabiliyorsunuz. Sebebi
güvenlik ihtiyacıdır. Konvoy halinde ve
korumalar ile bu bölgeye
gidebiliyorsunuz. Bölge, ülkemizde terör
olaylarının en hareketli bölümlerinden
birini oluşturuyor.
Bölgenin turistik ve tarihi değerlerini
göremedik. Ancak mihmandarımız Hasan
Bey'in anlattıklarından görmüş kadar
olduk. Mardin şehrinin kültürel dokusu
ve 11000 yıllık bir geçmişi olan Midyat
şehri hakkında bilgilerimizi tazeledik.
Midyat'ın altın ve gümüş sektöründeki
rolü anlatıldı bizlere. Yeşilli, Ömerli,
Şenköy ve Acurlu yerleşim merkezleri
hakkında yeni bilgiler edindik. Bölge,
milattan önceki çağlarda o dönemin
yükselen değeri Mezopotamya kültüründen
izler taşıyor. Biz, Mardin ve civarının
renkli bir tablo olduğunu biliyorduk,
ancak tablonun rengarenk olduğunu,
renkler arasında ise sert bir geçişin
bulunduğunu bu seyahatimiz esnasında
öğrenme fırsatını bulduk.
Bölge kültürel yönden oldukça zengin
olmasına rağmen, ekonomik gelişmişlik
yönünden tam tersi bir manzara
sergiliyor. Bölgenin temel sorunlarından
biri, yoksulluk. Barajın inşa edileceği
Mardin ilinin, 2001 yılına ait Devlet
İstatistik Enstitüsünün (yeni adı
"Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine
göre kişi başına Gayrisafi Milli
Hasılası (GSMH) 983 $'dır (Tablo
1). Bölgedeki diğer illerde ise
durum farklı değil. Batman, Şırnak ve
Siirt gibi illerde ise, 638 $ ile 1216 $
arasında değişmektedir. Ülkemizin
batısında yer alan illerimizde bu
rakamların nispi olarak yüksek olduğunu
görüyoruz. Örneğin kişi başına Gayrisafi
Milli Hasıla Bolu'da 4216 $,
Kırklareli'nde 3590 $ ve Muğla'da 3308
$'dır.
Bölgedeki yerel gelir dağılımında
dikkate alırsanız, daha düşündürücü bir
tablo ortaya çıkıyor. Mardin merkez veya
Midyat ile Dargeçit arasında gelir
dağılımında belki 4-5 kat daha farklılık
oluşuyor (İlçeler bazında bir
istatistiksel değerlendirme yok). Bu
farklıklar dikkate alınarak bir
değerlendirme yapılırsa, baraj yeri için
(Dargeçit, Güçlükonak, Eruh ve Hasankeyf
gibi ilçeleri ihtiva eden bölge) kişi
başına Gayrisafi Milli Hasılanın Etopya,
Somali gibi geri kalmış Afrika ülkeleri
seviyesinde olduğunu söylemek mümkün
olur. Bu çok vahim bir tablodur. Bu
nedenle olmalıdır ki; bölgede yaşayan
insanlar zaman zaman yasal olmayan
kazanç yollarına başvurmaktadırlar.
Velhasıl, yöre insanı fakir! Bölgede
tarım yok, hayvancılık yok, sanayi hiç
yok. Yoksulluk diz boyu. Bu
değerlendirmemiz sonucunda ulaştığımız
sonuçlardan biri, bölge insanının
düşünüldüğünden de yoksul olduğudur.
Aslında bölgedeki temel sorunlardan
birinin yoksulluk olduğu kesindir. Ancak
bu sorunun dozunu artıran bazı faktörler
vardır. Bunlardan biri demografik
kökenlidir ki; bölgede genç nüfusun
oranı yüksektir. Barajın inşa edildiği
Mardin'de nüfusun % 45'i 0 ile 14 yaş
arasındadır. Bu oran, Siirt'te % 46,
Batman'da % 47'dir (Tablo
1). Nispi olarak daha yüksek
gelişmişlik arz eden batı bölgelerimizde
bu oran yaklaşık yarı oranında düşüktür.
Örneğin, Bolu'da % 22, Kırklareli'nde %
22 ve Muğla'da % 23 (DİE 2000 yılı nüfus
sayımı istatistiği). Değerlendirmemiz
neticesinde ulaştığımız sonuçlardan bir
diğeri de, bölgede yaşanan insanların
yaklaşık yarısının 0-14 yaş grubu içinde
yer aldığıdır ve bunların temel insani
talepleri karşılanamamaktadır.
Peki bölgedeki genç nüfusun eğitim
durumu nedir ve eğitim kurumlarının
performansı nasıldır? Burada da
karşımıza kötü bir tablo çıkıyor.
Mardin, 81 il içinde OKS (Ortaöğretim
Kurumları Sınavı) sıralamasında Türkiye
77'cisidir. Bölgedeki diğer iller Siirt,
Şırnak ve Batman için yine kötü bir
sıralama söz konusudur (Tablo
2) Ortaöğretim sonrası başarı durumu
da benzerlik arz etmektedir. ÖSYM'nin
yaptığı yükseköğretim seçme sınavında
ülke genelinde Mardin 78, Siirt 67,
Şırnak 80 ve Batman 53'inci sırada yer
almaktadır. Bölgedeki genç insanlar,
ülke genelindeki değerlendirmeye göre
eğitim ve öğretim yönünden çok
başarısızdır. Eğitim sistemimiz, bu
insanları dışlıyor. Halbuki bu insanlara
sonuna kadar yüksek öğretim imkanı
sağlamak gerekmeyebilir. Kısa yoldan
mesleğe yönelik eğitim verilmesi yeterli
olabilir. Zaten bölgede bu yönde ayrışma
var. Yeşilli kasabası bunun en güzel
örneğidir.
Nüfusun yaklaşık yarısını oluşturan bu
yaş grubu içinde kalan çocuklar ve
gençler, önce aş, sonra eğitim ve
sonunda da iş istiyor. Bu temel
talepleri siz karşılayamıyorsanız veya
belli bir dönem için sağlayacağınızı
vaat edemiyorsanız, birileri bir başka
kılıf altında bu vaatleri yapar,
gençleri kandırır ve bugün yaşadığımız o
terör illeti karşımıza çıkar.
Unutmayalım ki terörü besleyen en önemli
unsur, yoksulluktur. Bu gerçeği,
terörden medet umanlar da bilmektedir
ki; şiddetle bölgeye yapılan yatırımlara
karşı çıkmaktadırlar.
Zaman, problemi ertelemek değil, çözüm
üretme zamanıdır. Bu insanların makûs
talihinin değişebileceği zamandır.
Bölgede gerçekleştirilmeye çalışılan bu
ve benzeri projelerin, yalnızca elektrik
enerjisi üretimi amaçlı olduğu
düşünülmemelidir. Aksine bu projelerin
bölge insanının kucaklanabileceği ve
toplumsal oluşum bilinci içinde sisteme
entegre edilebileceği bir fırsat gibi
değerlendirilmesi uygun olur.
Bölge yoksuldur, genç nüfus fazladır, iş
imkânı yok denecek kadar azdır, ilk ve
orta öğretimin başarı seviyesi düşüktür.
Peki ne yapılmalı ve nasıl bir strateji
izlenmelidir? Bölge için probleme bakış
açısının ne olduğu önem arz etmektedir.
Yazımı bölgede anlatılan bir fıkra ile
bitirmek istiyorum. Dargeçit'li Memo
Midyat'a gelir ve sinemaya gider.
Sinemada Ferhat ile Şirin filmi
oynamaktadır. Filmin bir sahnesinde
Ferhat, Şirin'e sorar: "Gözlerimin içine
bak ne görüyorsun". Şirin, büyük bir
şuhu ile " aşkı görüyorum, sevgiyi
görüyorum " der. Memo bu sahneden çok
etkilenmiştir, film bitince hemen eve
gider ve hanımını çağırır "Hele gel
Ayşo, bak bakalım gözlerimin içine ne
görüyorsun" der. Ayşo "çapak" der. Memo
ısrar eder yeniden, yine aynı cevabı
alır.
Meseleleri doğru çerçeveden görelim,
insanlarımızın hangi konumda olduklarını
ve hangi talepleri bulunduğunu gerçekçi
bir şekilde tespit etmek için gereken
gayreti ve özveriyi gösterelim. Ama GAP
İdaresinin, Çankaya derinliklerinden
GAP'ı idare etmesi gibi değil.
Önümüzdeki yazımızda projenin yönetim
modeli ile ilgili görüşlerimi açıklamaya
devam edeceğim.
Herkese selam ve sevgilerimle.
Prof. Dr. Hasan TOSUN
BGD Başkanı
|